Alışveriş Yasağında Bir Hafta Bitti

Bir kaç gündür yazmıyorum diye alışveriş yasağı deneyimi devam ettirmediğimi düşünmeyin lütfen. Elbette yasağın kurallarına uyuyorum. Bugün tam bir hafta oldu ve inanın tahmin ettiğimden ya da şöyle diyeyim korktuğumdan daha az zorlandım. En zorlayıcı günler benim için pazar günleri oluyor. Ailemle birlikte vakit geçirebildiğim, evin temel ihtiyaçlarını genellikle aldığım tek gün yani. Dışarıda yeme içmeme kararımı sorguluyorum. "Bir kereden bir şey olmaz hadi ama şuradan şunu almalısın" diyor içimden bir ses. O sesle mücadele etmeye çalışmak gerçekten çok zor oluyor. Ama neyse ki bir hafta geride kaldı ve kaldı geriye üç hafta. Aslında bakarsanız daha önceden de söylediğim gibi bunu kalıcı hale getirmek hedeflerim arasında. 

Bu arada, bir hafta boyunca hayatımda önemli kararlar aldığımı düşünüyorum. Öncelikle eti hayatımdan çıkartmanın yani vejetaryen beslenmenin nasıl bir şey olduğunu deneyimlemek istedim. Çünkü tüm dünyanın, insanların egoları için olduğuna inanmıyorum. Bitkileri yemeyi ve hayvansal ürünleri diyetimde kullanmayı tercih ettiğim bir düzene ayak uydurma aşamasındayım. Hayvansal ürünler şimdilik hayatımdaki yerini koruyor. Vegan olmaya hazır hissetmiyorum çünkü. Hayvanların da bizler gibi acı çeken bir sinir sistemi olduğunu, duyguları olduğunu biliyorum, korktuklarını biliyorum. Ve işlenilen gıda suçlarının farkındayım (detaylı anlatmayacağım çünkü yüreğim anlatmaya dahi el vermiyor). Geçmişte aldığım yüksek eğitimlerden biri biyoloji. Evet ben bir biyolog olarak doğanın döngüsünün farkındayım. Kimseye de ne yeyip içmesi gerektiği konusunda tavsiyelerde bulunmak haddime değil. Aldığım kararlarda elbet sadece beni bağlıyor; ama bu süreçte etrafıma kendimi anlatmak zorunda kalıyorum. Mesela yemeğe davet ediliyorum. Et yemiyorum dediğimde, insanlar psikolojik bir hastalığım var da bana yardımcı olmaya çalışır gibi tavırlara giriyor ya da anlayış gösteriyor " Eee biz ne pişireceğiz sen geldiğinde?" diyor. Halbuki Türk mutfağı o kadar zengin ki bir çok et içermeyen yemeğimiz var. Neden bu kadar şaşırdıklarını ya da neden şiddetle karşı çıktıklarını anlayamıyorum.  Varsın bu da o insanların alışma süreci olsun. Bu arada bir daha et yemeyeceğim gibi kesin konuşmuyorum çünkü beni nelerin beklediğini bilmiyorum. Geleceğe dair atıp tutmalar/ tutamamalar pek benlik değil. Ama bu beslenme düzenini bir haftadır uyguluyorum inanın zorlanmadım, bir dakika kendimi güçsüz hissetmediğim gibi kendimi daha iyi hissediyorum. Hayatımda kalıcı hale gelmesini istediğim şeylerden biri de bu beslenme biçimi.

Bir haftada radikal kararlar aldığımdan bahsetmiştim. Aldığım kararlardan biri de kimyasalları mümkün mertebede hayatımdan uzaklaştırmak. Hamileyken başlayan atopik dermatit ( egzama diye de biliniyor) berbat bir hal almaya başlamıştı. Elbette bunun en önemli sebebi olarak kullandığım kimyasalları görüyorum. Şampuan, sabun, duş jeli, deterjanlar, diş macunu, kozmetik ürünler gibi temizlik ve bakım ürünleri şüpheliler listemin başında yer alıyor, ikinci aklıma gelen ise gıdalar (zaten onu temiz gıdalar tüketmeye çalışarak yediklerimi gözlemleyerek çözmeye çalışıyorum). Aklımdaki: bu tarz bakım ve temizlik ürünlerini hayatımdan çıkarmak ama zararsız muadillerini bulmak. Bunun için henüz bebek adımlarıyla ilerliyorum. Bir çok araştırma ve deneme yapıyorum. Deneme ve araştırmalarım belli bir aşamaya gelince sizlerle deneyim ve bilgilerimi paylaşacağım. Ama henüz bir şeyler söylemek için çok yeni.

Şimdilik yazacaklarım bu kadar. Ara ara ben burdayım demek için ya da söyleyecek şeylerim olduğu için yazmaya devam edeceğim. Bu arada sizlerden gelen yorumlardan, mesajlardan çok şey öğreniyorum. İlginiz için teşekkürler.

Sevgiler.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Alışveriş Yapmadığım Yıl

Çantamda Minimalist Etkiler

Belçika Keteni